[Toplam: 2 Ortalama: 5]

Üreter Taşları

Üreter Taşı ve Böbrek Ağrısı Oluşma Şekli

Böbreklerde üretilen idrarın idrar kesesine (mesane) taşınmasını sağlayan borucuklara üreter adı verilir. Taşlar genellikle üreterde meydana gelmezler. Böbrekte meydana gelen 4-10 mm arasındaki taşlar idrarın mekanik etkisi ile kayarak üretere gelirler. Üreterler 25-30 cm civarında olup 3 farklı seviyede darlık bulunur. İlk darlık böbreğin çıkışında, 2. darlık üreterin orta seviyesinde olup ana damarlarla çaprazlaştığı yerde, 3. darlık mesaneye giriş yerinde bulunur. En dar yer mesaneye giriş yerindeki darlıktır. Böbrek taşları bu darlıklarda takılarak üreter lümenini tıkarlar. Taşın tıkadığı seviyeye kadar olan üreter segmenti ve böbrek biriken idrarın etkisi ile şişerek gerilir. Bu gerilmenin sonucu olarak renal kolik meydana gelmektedir. Renal kolik adı verilen bu ağrılar artan ve azalan ağrılar şeklinde tekrarlayan ağrılardır. Üreter taşlarının sebep olduğu ağrılar bilinen en şiddetli ağrılardan biridir. Bütün üriner taş hastalıkları içinde ağrı oluşturan taşların çoğu üreter taşlarıdır. Üreter taşı tespit edildikten sonra yapılacak ilk iş analjeziklerle ağrının azaltılmasıdır. Daha sonra taşların bulunduğu yere ve taşın büyüklüğüne göre tedavi şekli belirlenir.

Üreter Taşı Belirtileri

En önemli belirtisi kolik tarzda böbrek ağrısıdır. Bu ağrı hafif bir şekilde başlar, zamanla şiddetlenir ve tekrar azalmaya başlar. Taş düşene kadar tekrarlayan döngüler şeklinde devam eder. Taşın ürteri tıkama derecesine göre ağrının şiddeti değişir. Ağrı kesiciler ile kısmen azaltılırsa da tataşımamen geçirilemez ve çoğu kez acil servise başvurmayı gerektirir. Taşın bulunduğu bölgeye göre ağrının yeri değişkenlik gösterir. Üreter üst sevilerde ise mide bulantısı ve yan ağrısı ön plandadır. Üreter taşı aşağı doğru indikçe ağrı kasıklara doğru yayılmaya başlar. Üreter taşı düştüğünde hızlı bir şekilde ağrı geriler ve kaybolur. Taşların idrar yollarında hareketi sırasında kanama meydana gelebilir. Üreter taşına ilave olarak iltihap varsa idrar yaparken yanma, sızlama ve ateş görülebilir.

Üreter Taşı Teşhisi

Kolik yan ağrısı ile gelen hastaya detaylı anamnez ve Fizik muayene yapıldıktan sonra kan-idrar tahlili yapılarak röntgen çekilir. Röntgende taşların lokalizasyonu, büyüklüğü ve şekli görülebilir. Fakat ürik asit taşları gibi non opak taşlar dediğimiz röntgende görülemeyebilir. Ultrason ile üreter taşının böbrek üzerindeki etkisi ve anatomik değişiklikler saptanabilir, üreter taşının olduğu tarafta böbrekte şişme ve genişleme ve böbrek ağrısı tespit edilir. Böbrek, üst üreter ve alt üreterdeki taşlar ultrason ile saptanırken orta üreterdeki taşları tespit etmek zor olur. Bilgisayarlı tomografi taş hakkında bilgi veren en güvenilir yöntemdir fakat radyasyon içerdiğinden dolayı üreter taşı ameliyatı kararı verilen ve daha fazla bilgi gereksinimi duyulan hastalarda tercih edilmelidir.

Hangi Taşlar Düşebilir

Taşın düşüp düşmeyeceğini belirleyen iki faktör vardır:
==> Taşın büyüklüğü: 6-7 milimetreden küçük taşlar yüzde seksen oranında düşmektedir. Daha büyük taşların düşme ihtimali azalmaktadır. Teorik olarak 10 mm altındaki taşlar düşme potansiyeline sahiptir. Fakat üreter darlıkları her kişide farklı olacağı için düşebilecek taşın boyutu değişmektedir.
==> Taşın lokalizasyonu: Üst üreter taşı at üreterdeki taşlara göre düşme ihtimali daha azdır. Üreter taşı yukarıdan aşağı indikçe düşme ihtimali artmaktadır.

Taş Düşürürken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

==> En önemli problem ağrıdır. Ağrının ağrı kesicilerle azaltılması genellikle tek ilaç yeterli olmamaktadır. Gerektiğinde damar yolu yada enjeksiyon ile ağrı indirilmelidir.
==> Üreter taşı ile birlikte enfeksiyon olduğu durumlarda antibiyotik tedavisi ile enfeksiyon tedavi edilmelidir. enfeksiyon kontrol altına alınamazsa böbreklere yayılabilir ve piyelonefrit tablosu meydana getirebilir. Yüksek ateş ve yan ağrısı ile seyreden piyelonefrit hastaları hastaneye yatırılarak antibiyotik tedavisine alınır.
==> Üreter taşları böbreğin ürettiği idrarın mesaneye iletilmesine engel olduğu için bir süre sonra böbreğin şişmesine neden olarak fonksiyonlarını bozmaya başlar. Kısa sürede taş tedavi edilmez ise böbrek fonksiyonlarında azalma ve böbrek yetmezliği yada böbrek taşları meydana gelebilir.
==> Belli aralıklarla yapılan röntgen ve ultrason ile taşın lokalizasyonu takip edilir. Taş aşağı doğru iniyor ve yukarıda bahsettiğimiz problemler yok ise taşın spontan düşmesi beklenir.
==> Üreterin en dar yeri olan mesane girişine gelen taşların kolay bir şekilde düşürülmesi için Alfa bloker grubu ilaçlar kullanılarak üreter alt ucu genişlemesi sağlanır. Bol sıvı alınması ve gilaburu suyu ile taşların düşmesi kolaylaştırılır.

Üreter Taşlarının Tedavisi

Üreter taşlarının lokalizasyonu ve büyüklüğüne göre tedavi şekli değişkenlik göstermektedir.
==> 6-7 milimetre altındaki taşlar %50 oranında düşme ihtimali bulunmaktadır. Böbreğin zarar görmediği ve hastanın ağrıyı tolere edebildiği durumlarda ilaç tedavisi ve bol sıvı alma ile taşın düşmesi beklenebilir.
==> Taş düşmüyor ise ya da hasta ağrıyı tolere edemiyorsa taş Ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWL) ile kırılabilir ya da üreterorenoskopi (URS) ile alınabilir. Üst üreterdeki taşlarda ESWL daha çok tercih edilirken orta ve alt üreterdeki taşlarda URS tercih edilmektedir.
==> 1 santime kadar olan taşlarda tıkanıklık yapmıyor ve ağrı tolere edilebiliyorsa ESWL veya URS uygulanır. Ağrı tolere edilemiyorsa, böbrek fonksiyonları bozuluyorsa ya da enfeksiyon riski var ise üreter taşı ameliyatı düşünülür. Üst üreter taşlarında öncelikle ESWL tercih edilir, kırılan taşlar düşmediği takdirde URS yapılır. Ayrıca orta ve alt üreter taşlarında URS tercih edilir.
==> 1 santimden daha büyük, anatomik bozuklukların aynı seansta tedavsnin planlandığı ve URS yapılamayan hastalarda açık cerrahi ya da laparoskopik cerrahi tercih edilebilir.

Taş Hastaları için tavsiyeler

Bol sıvı tüketimi ve doğru beslenme

Günde 2-3 litre civarında sıvı tüketilmesi çok önemlidir. Bunun dışında limonata, portakal suyu, greyfurt gibi C vitamini içeriği yüksek olan sıvılarında üreter taşı oluşumunu engelleyici özelliği bilinmektedir. Fakat market raflarında satılan içeceklerin aksine taze sıkılmış meyve sularının tercih edilmesi gerekir. Yüksek lif içeriğine sahip sebzelerin tüketilmesi, kola ve gazlı içeceklerden uzak durmak gerekir. Oksalat kaynağı olan ıspanak, pancar, soya, maydonoz ve fındık gibi gıdaların tüketilmesi azaltılmalıdır. Haftada 2-3kez düzenli egzersiz yaparak vücudun dengeli çalışması sağlanmış olur. Hareketsiz bedenlerde taş oluşumu daha kolay meydana gelmektedir. Egzersiz ile düşebilecek kadar küçük üreter taşları birleşerek tedavisi daha zor hale gelmektedir.

Tuz kullanımı

Diyette kullanılan tuz miktarını mümkün olduğunca azaltmak gerekir. Fazla tuz tüketildiğinde barsaklardan kalsiyum emilimini arttırarak idrara geçen kalsiyum miktarı artacağından üreter taşı oluşumu hızlanır. Bu nedenle yemekleri aşırı tuz katılmamasının yanısıra patates cipsi, hamburger, salamura besinler, tuzlu yemişler ve aşırı tuzlu peynirlerin tüketilmesinden uzak durulmalıdır.

Hayvansal protein tüketimi

Kırmızı et, yumurta ve deniz ürünleri olan hayvansal proteinlerin fazla tüketilmesi sonucu vücutta ürik asit miktarı artacaktır ve böbrek taşı oluşumunu kolaylaştıracaktır. Bu nedenle hayvansal gıdaların dengeli bir şekilde aşırıya kaçmadan tüketilmesi daha doğru olacaktır.

Kalsiyum tüketimi

Diyette yeterli miktarda kalsiyum ihtiyacının karşılanması gereklidir. Özellikle süt ve süt ürünlerinin azaltılarak yapıldığı diyetler taş oluşum riskini arttırır.

Limon ve zeytinyağı kullanılarak yapılan karışımlar böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olmaktadır. Bunun yanı sıra elma sirkesi ve bal ile hazırlanan karışımlar taş oluşumunu engeller. Isırgan otu ve yaban mersini ile hazırlanan karışımlar idrar yollarında enfeksiyonu engeller. Böbrek taşlarının oluşumunu engellediği gibi küçük taşlarında atılmasını kolaylaştırır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP