Cinsel Fonksiyon Bozuklukları - Cinsel Terapi

İnsanların yaratıldığı andan günümüze kadar en çok zevk aldıkları duyguların başında gelen cinsellik insanoğlunun var olma sebeplerinin de başında yer almaktadır. Cinsel duygular sayesinde birbirine yaklaşan, aile kurarak çocuk sahibi olan insanlar bir arada yaşayarak nesilleri devam ettirmişlerdir. Fakat insanların içeriği hakkında hem teorik, hem de pratik eksik ve de yanlış algılara sahip olduklarını gözlemliyoruz. Siz bu cümleleri okurken “cinselliğin teori ve pratiği mi olurmuş” cümlelerini duyar gibi oluyorum. Hatta eğitimi de olmalıdır. Bizim toplumumuzda genelde evlilikle tecrübe edilen cinsellik hakkında evlilik öncesi sertifikalı yeterlilik eğitimi verilmelidir. İşte tam olarak bizim toplumumuzun evlilik dolayısıyla cinsellik konusunda yaşadığı sıkıntılardan biridir bu. Eğitimi bir kenara koyalım, cinsellik bile konuşmanın yasak, ayıp, günah gibi yanlış algılarla karşılık bulduğu bir toplum ve kültürle iç içeyiz.

Cinsellik denildiğinde sadece üreme fonksiyonu anlaşılmamalıdır. Bir bakış, bir tebessüm veya bir dokunuş ile başlayan cinsellik saatlerce, günlerce ve yıllarca devam edebilmektedir. Birbirine aşk dolu gözlerle bakan, birbirinin kalbine sevgi sözcükleriyle dokunan, anı bulutların üstünde yaşayan iki sevgilinin cinsel dünyasını yatakta geçirilen 5-10 dakikalık egzersize indirgemek günümüzde yaşanan cinsel problemlerin en büyük sebebini oluşturmaktadır. Karşısındaki kişiyi tanıyamayan, isteklerini ve duygularını bilmeyen kişi karşısındakini memnun edemeyeceği gibi kendisi de mutlu olamayacaktır. Çünkü cinsellik kadın ile erkeğin karşılıklı olarak birbirinin hislerini, istek ve arzularına cevap verebilmektir. Partnerinin isteklerini ve onu mutlu eden yaklaşımları öğrenemezse ne vereceğini bulamaz.

Çocukluk çağını saymazsak ömrünün geri kalan her anında insanın düşüncelerini şekillendirerek kararlarını etkileyecek kadar kuvvetli olan cinsel duyguların sağlıklı gelişmesi için iyi bir cinsel eğitim gerekmektedir. Kulaktan dolma bilgilerle ve sağlıksız ortamlarda yönlendirilen heyecanlı gönüller çiçeklere konup bal almak dururken otlara konmaktadırlar. İnsanın mutlu edip rahatlatarak dünyaya bakışını değiştirecek olan cinsel hayatın yatakta nasıl yaşanması gerektiği de tam olarak bilinmediği için dünyanın en zevkli yaşanması ve paylaşılması gereken duygular insana acı ve ıstırap verir hale gelmektedir.

Evliliğe bir bütün halinde bakılmalıdır. Çiftler arasındaki iletişim ve cinsellik yani duygusallık ve dokunsallık gibi evliliğin içeriğini oluşturan ihtiyaçlar denk bir şekilde değerlendirilmelidir. Biri diğerinden daha önemlidir ya da evlilik sadece bir tanesinden ibarettir gibi algılar evlilikte çatlaklar oluşmasına sebep oluyor.

Cinsellik tek taraflı olmadığı gibi tek tarafın yaşadığı orgazmında cinsellik olmadığını insanların büyük bir çoğunluğu bilmemektedir. Hatta tek tarafın yaşadığı kısa sürede ki orgazmında adı da cinsellik değildir. Bir kompozisyon gibi cinselliğinde giriş, gelişme ve sonuç gibi evreleri vardır. İşte teorik, pratik, cinsellik eğitimi dediğimiz nokta burada devreye giriyor. Aslında insanın doğasında olan bir ihtiyacın pratikte çok kolay ve rahatlatıcı olması gerekirken istenen netice tam hatasız olmuyor.

Cinsel istek bozuklukları, erken boşalma, sertleşme problemleri, ağrılı cinsel ilişki ve vajinismus gibi psiko somatik durumlarla, daha da ötesi çözülemediğinde boşanmalarla neticeleniyor.

 

Bir haftalık tatil için 3 ay öncesinden gezilecek, görülecek, yenilip içilecek mekanların araştırılmasının yapıldığı bir dönemde evlilik gibi insanın hayatının en uzun kısmını etkileyecek bir karar için evlenecek bireyler hiçbir araştırma ve hazırlık yapmamaktadır. Daha önce bir arada bulunmayan, sıkıntı ile karşılaşmayan, belki farklı kültür ve coğrafyanın meyvesi olan ve sadece hislerle hareket eden gençler evliliğin daha ilk yıllarında birçok problem ile karşılaşmaktadırlar. Aşkın gözü kördür, evlenince görmeye başlar. Kız ve oğlan birbirini seviyorlar diyerek yola çıkarılan fakat yalnız bırakılan genç aşıklar hazırlıksız ve eğitimsiz olduklarından karşılaştıkları sıkıntı ve problemler karşısında dağılmaktadırlar.

Duygusal kopmalar ve pişmanlıkların yaşandığı evliliğin ilk aylarında uzman kişiler tarafından kötü gidişata müdahale edilmediği takdirde ne yazık ki yaşanan bu psikolojik harp yatakta soğuk savaş olarak devam etmektedir. Aşktan, sevgiden ve duygusallıktan uzak, ihtiyacı giderme odaklı yaşanan cinsellik kadınlarda cinsel isteksizlik, ağrılı birleşme ve vajinismus gibi problemlere sebep olurken erkeklerde zevk alamama, sertleşme ve erken boşalma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Bu sıkıntılar giderilmediği takdirde meydana gelen aile içi huzursuzluk, tartışma ve geçimsizlikler ile başlayan süreç büyük oranlarda aldatma ve boşanmalar ile sonuçlanmaktadır. Bu nedenle mümkünse evlilik öncesinde değilse evliliğin ilk aylarında sağlam ve mutlu bir aile yapısının temelini teşkil eden cinselliğin doğru bir şekilde öğrenilmesi ve yaşanması gerekmektedir.

Yaşanan durumun kökeninde çok eskiye dayanan bilinçdışı yatan yanlış bilgi, kötü tecrübe, taciz, bastırılmış duygular ve buna benzer yaşanmışlar mı var? Bunları çok iyi tespit etmek gerek. Erkek ve kadının kendi bedenleri iyi tanıması gerekir ve bu tanıma sürecinin zamanla olacağını, tarafların birbirine istek ve arzularını rahat bir şekilde ifade etmesi, aralarında geçenlerin mahrem kalması tanıma sürecini kolaylaştırmaktadır. Aldatmaların, boşanmaların,   aile içi şiddetlerin aynı evde farklı hayatların yaşanması gibi durumların cinselliğin doğru tanımını bilmemek ya da yaşayamamaktan kaynaklanmaktadır.

Kişi kendini ve partnerini bir uzman edasıyla değerlendirmesi eğer başarılı olamıyorsa başka travmalara yol açmadan bir uzmandan yardım alınmalıdır.

İki kişi arasında meydana gelen cinsel problemler her iki tarafın ortak sıkıntısı olarak kabul edilir. Tedavi yöntemleri tek taraf üzerinden değil her iki birey arasında iletişim yollarının arttırılması, duygusal bağların ve cinselliğin yeniden inşa edilmesi prensibine dayanmaktadır. Cinsel terapi ile cinsel problemlerin % 90 dan fazlası başarılı bir şekilde tedavi edildiği gibi yataktan rahatlamış olarak kalkan, güne mutlu başlayan, gerginlikten ve stresten uzak, çevresine karşı sabırlı ve hoşgörülü davranan insanlardan oluşan, trafikte insanların kavga etmediği, sıkıntıların karşılıklı konuşarak aşılabildiği bir yaşam alanı mümkün olmaktadır. Nice mutlu nesillere…

TOP